Kırmızı bir atacı bir evle takas eden dahi: Kyle MacDonald!

Kyle MacDonald Kanada’lı bir blogger. Aynı dünyadaki milyonlarca blogger gibi. Bir zamanlar Kyle’ın birbirinden özgün fikirleri vardı. Aynı dünyadaki milyonlarca genç gibi. Ancak Kyle’ın diğer insanlardan farklı bir hedefi vardı. “Kırmızı bir atacı” bir eve çevirebilecek bir hedef!

Dom adında bir arkadaşıyla yaşayan Kyle, bir süre sonra tabiri caizse bu şekilde “eve ekmek getiremeyeceğini” farkeder. O sırada aklına çocukken oynadıkları “bigger, better” (daha büyük, daha iyi) isimli oyun gelir. Oyunun amacı küçük bir eşyayı almak ve mahallede daha büyük, daha iyi birşeyler ile değiş tokuş yapmaktır. Fazlaca emek ve biraz da şansla oyunu oynayanlar oldukça iyi takaslar yapabilmekte ve eve başladıkları objenin kat kat büyüğüyle dönebilmektedir. Oyunun güzelliği küçük başlamak, büyük düşünmek ve eğlenmek!

Kyle oturduğu yerden bu oyunu oynamaya karar verir. Tek ihtiyacı başlamak için küçük bir objedir. Masasına bir göz gezdirir ve ilk gördüğü şey küçük, kırmızı bir ataçtır.

Fakat küçük kırmızı ataç karnını doyurmaya yetecek parayı hızlıca kazandırmaz. Gönülsüz de olsa birkaç iş başvurusu yapar. Atacı da unutmamak adına cüzdanında saklar. Bir gün cüzdanını temizlerken ataç içinden düşüverir. Babası “herşeyi anladım da, cüzdanında kırmızı bir atacın ne işi var?” diye sorar. Kyle hikayeyi anlatınca babası pek heyecanlanmaz. Neden hemen gidip takasa başlamıyorsun diye sorduğundaysa Kyle doğru zamanı beklediğini söyler.

Kuzeni Ty atacı ünlü ilan sitesi Craigslist’e koymayı teklif eder. Çünkü Kyle kapı kapı gezmektense takas yapmaya istekli insanlarla iletişim kurmak istemektedir. Craigslist’te barter yani takas bölümüne yalnızca “bir kırmızı ataç” başlığıyla ilan açar. Dakikalar içinde e-mail’ler düşmeye başlar! Ancak birçoğunda kimsenin hiçbir şeyi bir ataçla takas etmeyeceği yazmaktadır.

Aynı gece Corinna ve Rhawnie adında iki kız arar. Onlar da ataç hikayesine inanamamaktadır ancak ertesi güne buluşma ayarlanır. Bir marketin önünde buluşulur ve kızlar atacı balık şeklinde bir kaleme karşılık takas ederler!

Artık kırmızı ataç gitmiştir ve onun yerine balık şeklinde bir kalem vardır. Kyle vakit kaybetmeden kalemin ilanını çıkar. İlan adı: Bir balık kalem. Sonrası mı?

  1. Vancouver’a gidip kırmızı atacı balık şeklinde bir kalemle takas etti demiştik.
  2. Aynı gün kalemi Seattle’dan biriyle el yapımı kapı tokmağına karşılık değiştirdi.
  3. Massachusetts’e giderek kapı tokmağını portatif bir ocakla değiştirdi (bizim piknik tüpünün üzerine konan cinsten).
  4. California’ya giderek portatif ocağa karşılık Honda marka bir jeneratör aldı.
  5. Jeneratörü vererek bir “hazır parti” paketi aldı. Bu paket boş bir bira fıçısı, fıçıyı istediği marka birayla doldurmak için bir çek ve bir ışıklı Budweiser tabelasını içeriyordu.
  6. Hazır parti paketini Quebec’te radyo programcılığı yapan komedyen Michel Barrette’ye bir motorlu kızak (jet-ski’nin karda gideni) karşılığında verdi.
  7. Aynı hafta içinde motorlu kızağı Şubat 2006’da yapılmak üzere Yahk, İngiliz Columbia’sında iki kişilik bir seyahatle değiştirdi.
  8. İki kişilik tatilini vererek karşılığında küçük bir karavan aldı.
  9. Karavanı takas etti. Ancak karşılığında Ontario’da Metalworks Müzik Stüdyolarında bir albüm kontratı aldı.
  10. Daha sonra albüm kontratını Jody Gnant’e Phoenix’te bir yıllık kiraya karşılık verdi.
  11. Bir yıllık kiraya karşılık, inanılmaz olsa da Rock müziğin büyükbabası kabul edilen Alice Cooper ile bir öğleden sonraya tamam dedi.

  1. Alice Cooper ile bir öğleden sonrayı Mark Herrmann adında bir fotoğrafçıya veren Kyle, karşılığında KISS grubunun motorlu bir kar küresini aldı (buna inanması biraz güç olsa da doğru).
  2. Kar küresini Corbin Bernsen adında bir yapımcıya vererek karşılığında “Donna on Demand” adındaki filmde bir rol aldı.
  3. Bu role karşılık da 5 Temmuz 2006’da, 13 takas sonrasında Kipling, Saskatchewan’da iki katlı bir köy evinin sahibi oldu!

 Kyle MacDonald’ın sıradışı öyküsü bugün 14 dile çevrilen 280 sayfalık bir kitaba konu oldu. “Bir Kırmızı Ataç” adıyla Türkçe olarak da kitapçılarda bulabilirsiniz. Bununla birlikte Kyle’ın blogunu (http://oneredpaperclip.blogspot.com/) bu güne kadar tam 10 milyon kişi ziyaret etti! (net bir rakam vermek gerekirse 10.228.902).

Sanırım Kyle’ın hikayesi bize hiçbir işi, fırsatı, şansı küçümsememiz konusunda ufak bir fikir veriyor. Yapamazsın diyenlere karşı duruyor, hedefinden şaşmıyor. Sadece küçük kırmızı bir ataçla çıktığı yolculuğunda bir ev sahibi oluyor. Bundan kendimize göre istediğimiz dersi çıkarmak da, bize düşüyor.

Şişede durduğu gibi durmayan bir hikayedir “Girişimcilik”

tumblr_inline_nceoxrj1fY1sn66kp

Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Balıkesir Şubesi eski başkanı Serkan Emir’e hislere tercüman olan yazısı.

Üniversitelerin İşletme – İktisat ve benzeri eğitimleri teoriden öteye geçmedikçe öğrenciler mezuniyet sonrası sudan çıkmış balık olmaya ve ucuz nitelikli iş gücü arayan kurumsal şirketlerin oltalarına takılmaya devam edecekler